Yolun hafızası
Beş senedir bekleyen bir halayımız var
Kudüs , Nasıra , Akko , Ölüdeniz. Bu yolu Mesut Alp'in anlatımı üzerine kurmuştuk.
Bu yolu ilk duyurduğum gün , yazının en sonuna şunu ekledim: Ah bir de beş senedir bekleyen bir halayımız var ;) Şaka gibi yazdım. Ama doğruydu. Niyet yıllar önce edilmişti , öylece durdu , bekledi. Her niyet vaktini beklermiş ; kalpten edilenler zamanı gelince olurmuş. Ediliyor , sonrası Ol'an'a kalıyor.
Duyuruda "Mesut Alp ile Dinlerin Başkentine gidiyoruz" demiştim. Mesut'u o meşhur videoyla tanımıştım. Anlatmaya başladığında bedeni aradan çekiliyor , ortada sadece anlatım kalıyor. Gezdiğimiz yerleri ruhumuza giyinmek dediğim şey tam da bu ; bildiklerimizi unutup gördüklerimizle dönmek.
Bahai Bahçelerini ilk gördüğümde çok etkilenmiştim. Huzuru , yalınlığı , yumuşaklığı... Bahai dininin kurucusu Bahaullah'ın bir sözü var: "Hiç şüphesiz hangi milletten , hangi ırk veya dinden olursa olsun , tüm insanlık ilhamını bir ilahi kaynaktan almaktadır ve Tek Tanrı'nın kuludur." Bu yolu niçin kurduğumu bundan iyi anlatamam.
Programı şöyle kurmuştuk: Yafa'da liman boyunca yürüyüş , Hayfa'da oturup Mesut'u dinlemek. Akşam yemekleri için seçilen yerleri ayrıca söylemem lazım ; onlar da programın parçasıydı , sofra bu yolda hep öyledir. Beş gün ; birbirimize yoldaş olduğumuz dopdolu beş gün.
Duyurudan sonra arayanlar , yazanlar oldu. Hepsi o kadar heyecanlı , o kadar özlem doluydu ki anlatamam. "Geliyorum Esin" diyen herkesin sesinde bir şey duydum , hala kulağımda. Birbirini hiç tanımayan insanların aynı duyguda buluştuğuna şahit olmak var ya ; en kıymetlisi o. Dinlediğimiz , gördüğümüz şey bizim üzerimizden yeniden var oluyor ve paylaştıkça çoğalıyor.
Bu yolun bugün ne zaman yeniden kurulacağını bilmiyorum. Bilmediğimi bilmiyorum diye söylüyorum. Vakti gelince yine buradan duyururum ; yolun fısıltılarını duyanlar nasılsa haberdar olur.