Yolun hafızası
Halime teyze bizi yolda karşıladı
Mardin , Viranşehir , Şanlıurfa. Üç gün. Bu yolda yüzlerdeki iz bir süs değil , tutulmuş bir kayıt.
Bir Mardin Bienali'nde bir kitap gözüme ilişmişti. İçinde el ve yüzlerinde dövme olan kadınların fotoğrafları vardı ; hepsi güçlü bakıyordu. Heyecanlanmıştım. Semboller oldum olası beni meraklandırır , hayatın bizimle sırlı iletişimi gibi hissettirir. O gün o teyzelerle tanışmaya niyet ettim. Fotoğrafları arşivleyen Ahmet Yavuklu'nun da hikayesini dinlemeye.
Ertesi yıl içinde kendisine ulaştım. Düzenlediğim bir gezide misafirimiz olur musunuz , dedim. Sağolsun geldi ve bizi Viranşehir'e kadar götürdü. Kitabındaki fotoğraflardan biri olan Halime teyze ile tanıştırdı. O yıl henüz ünlü olmamıştı Halime teyzemiz... Gün içinde arayıp geleceğimizi haber verdik ; bizi yolda karşıladı , evine buyur etti. O sıcacık " Başım Gözüm Üstüne " haliyle muhabbet ettik , sofralar kurduk.
Ahmet hoca bu işi bir kayıt işi olarak anlatıyor. Kendi cümlesiyle: Deq çalışmaları kentin binlerce yıllık kültürel mirasını kayıt altına almayı ve tanıtmayı hedefliyor. Ben de o yüzden buna süs demekte zorlanıyorum. Bir kadın kendi yol hikayesini bedenine yazmış , orada duruyor. Bu topraklar sırlarını hep böyle taşımış: kimi taş ustasının eline , kimi sese , kimi ocakta pişip lezzete , kimi halaya , kimi de tene.
Rotanın niyeti bu. Günümüze ulaşmış kadim izleri kendimizle buluşturmak , hatırlamak , elden ele , elden gönüllere değmek. Ne bir gezi , ne bir tur ; kendimizden kendimize yaklaşmaya vesile olan bir yol. Viranşehir bölümünün adını da o yüzden koyduk: "Deq , Bedende Yaşayan Tarih".
İlk durağımız canım Mardin. Oradan Viranşehir'e iniyoruz.
İkinci günümüz Viranşehir'de geçiyor. Teyzelerimizin evine misafir oluyoruz , yer sofrasında oturuyoruz , bedenlerindeki izlerin hikayesini ilk ağızdan dinliyoruz. Ahmet hoca anlatıyor. Biz dinliyoruz.
Son günümüz canım Şanlıurfa. Taş Tepeler'i geziyoruz , dinliyoruz , duyumsuyoruz. Halil-ür Rahman Gölü , çarşılar. Urfa'ya ne zaman gitsem dönmeyi hiç istemem ; ayağınızı değdiğiniz , elinizi sürdüğünüz her yerde yaşanmışlıkların fısıltısı üstünüzden akar. Geçen yolculuklarda Kutnucu Kasım abime , Esansçı Cuma abime uğradık , Mahmut dayının sohbetine oturduk , Prof. Dr. Serhat Harman'ın anlatımıyla yürüdük. Bir sabah da , uçak biletini " yanlış aldığı için " kalan Aslı'cığım ile Kadirî Tekkesindeki sabah zikrine gittik. Az ve öz gidiyoruz , kapı öyle açılıyor , sofra öyle kuruluyor.