Yolun hafızası
Karadeniz programını kendi yapar
2015 , ilk Karadeniz yolculuğumdu. Yolun daha başında aracın motoru yandı ve yenisini beklerken hepimiz ormana girdik.
Karşımıza çıkan ilk şelalede yüzme şenliği başlattık. Sonra rehber şakadan sordu: "Palovit şelalesinde de yüzmek ister misiniz?" Evet diyeceğimizi beklemiyordu. Bölgede "Palovit şelalesine giren bir grup vardı" diye nesillerden nesillere anlatılacak şekilde iz bıraktığımız da doğrudur.
O günden beri programa şöyle bakıyorum: program var elbette de , karadeniz programını kendi yapar. Ne yazarsan yaz. Ben Laz kızıyım , bu yüzden burada misafirlerimi baba ocağında ağırlıyorum hissindeyim.
Yola Sümela'dan başlıyoruz. Her gidişimde aynı soruyu soruyorum , cevabını hala alamadım: nasıl oldu , o sarp kayalıkta nasıl yaptılar seni...? Sonra Arhavi , Çamlıhemşin , Artvin ve Şavşat.
Şavşat'ta Laşet var. Heidi çizgi filmi burada çekilmiş. Bölge Cittaslow unvanlı , yani yavaş şehir. Balıklı Göl'e ve Karagöl'e gidiyoruz.
Heba Yaylaevi'nde Burhan abi ve Saniye abla var. Dünyanın en güzel sofraları orada kuruluyor. Bunu iddia olarak değil , gördüğüm şey olarak yazıyorum. Bir de yaylada bir kadın var ; 200 keçisi , 15 ineği. Boş kaldığında , ne ara oluyorsa , duvar işliyor. Hikayesini dinledik , hiçbirimiz yorum yapamadık.
Öyle uzun yürümeler , tırmanmalar yok , haberiniz olsun. Bol yeşil , keyif ve eğlence var. Az ve öz gidiyoruz , zaten otobüs çıkmaz bizim yaylalara. Grup küçük olunca hepimiz aynı sofraya sığıyoruz. Bir de şu var: Bu dünya bir pencere / Her gelen , bakar gider / Yayla tatlısı.