Bozkırda tek ağacın yanından geçen eski yol

Anadolu Arifleri

Eskişehir · Konya · Aksaray · Nevşehir · Hacıbektaş · Ankara

Yolun hafızası

Kız niçin ağlıyorsun

Anadolu Arifleri'nin tarihini takvim değil gökyüzü söylüyor: yılın en uzun gecesi. Eskişehir'de Taptuk Emre ile başlıyor , Hacı Bektaş kapısında tamamlanıyor.

Rotanın adı Anadolu Arifleri. Tarihi yılın en uzun gecesine kurulu ; o geceden sonra günler yeniden uzamaya başlıyor. Eskişehir'de Taptuk Emre , Yunus Emre ve Bacım Sultan var. Konya'da Mevlana , Şems , Ateşbaz-ı Veli , Sadrettin Konevi. Aksaray'da yerin altına iniyoruz , Tatlarin Yeraltı Kenti ve St. Juan Kilisesi. Nevşehir ile Hacıbektaş'ta Hacı Bektaş-ı Veli ve Kadıncık Ana. Yirmi dördünde Hünkar'ın kapısında tamamlanıyor.

Bu yol bir kez de Cumhuriyet'in yüzüncü yılında yürüdü. O sefer Anıtkabir'de başladı , yine Hacı Bektaş-ı Veli'de tamamlandı. Aynı yolun iki ayrı hali ; ikisinde de kapılar aynı sırayla açılmadı.

Taptuk Emre'de acelemiz olmuyor. Yıllar önce oraya dair şunu yazmışım , bugün de bir kelimesini değiştirmem: türbesinin yumuşaklığını , sıcaklığını , huzurunu anlatamam sizlere. Geri kalan ömrümü geçiririm orada. Ne zaman kendimi daralmış hissetsem , sıklıkla gittiğim anlardan biridir.

Yunus Emre'nin kabri Mihalıççık'ta. Bir cuma günü Hasan dede namazını orada kılayım diye torun tombalalak kimi varsa toplamış , Anadolu Sofrası'nı da arabaya atıp gelmiş. Sonra hepimizi o sofraya buyur etti. Çoban kavurma bitmedi , içli köfte bitmedi , dolma sarma bitmedi.

Konya'da bir gün ağlıyordum. Celalettin dede dönüp baktı , 'Kız niçin ağlıyorsun ; hele gel bakıyım sen' dedi. Ben ona Nûr'û Cennet Dedem diyorum. Yanında Horasanlı bir sanatçı oturuyordu , tek kelime Türkçe bilmiyordu. Kalktı , Cennet Dedem'e bir şiir yazdı ve okudu.

Konya'yı bize Mehmet abi gezdiriyor. Kimsenin bilmediği makamlara bizzat götürüp anlatıyor. Adlarını buraya yazmıyorum , yerinde anlatılıyor. Anlatırken sanki Yunus Emre'nin yanında yaşamış , ona yardım etmiş gibiydi. Sesiyle yumuşadık. Durduk ; sadece sessizliği dinledik ve genişledik. Sonra dönüp sordu: 'Ne hissettirdi size Esin hanım?'

Hacı Bektaş-ı Veli bizi bırakmadı. Bir gün , iki gün , üç gün ; ayrılamadık. Biletleri değiştirdik.

Hüseyin abi ile eşinin lokantası evimiz oldu. Lokanta demeye dilim varmıyor: ev gibi , sıcacık , her şey taptaze ve bol. Dost meclisi , tamamen.

Yolu Gaye Gönülal anlatıyor , sufi nefesi Sedat Tay ile çalışıyoruz. Aynı kapıdan kiminle girdiğiniz , içeride ne duyduğunuzu değiştiriyor. Ziyaretler güzeldir dostlar , gittiğiniz hal ile döndüğünüz hal bir değildir.