Sekiz yıl boyunca Mardin’i arkeolog Mesut Alp’in sesiyle gezdik ; kendisi hiç yanımızda değildi.
Bu kez aynı otobüsteyiz. Çilbira kazı alanına da uğruyoruz ; kazıyı o yürütüyor.
Her şey 2018’de başladı. Kanaga filminin sonunda Mesut Alp’i izlediğim bir video vardı. Ekranın ardından gelen sesle Mardin’i ondan dinlemek , onunla paylaşmak istedim. Mesut Mardin’e gelemiyordu.
“Peki , onun sesiyle nasıl gezeriz?” sorusunun çözümü Özge Özek oldu. Ses sistemleri , internet yükselticiler , kablolar , hoparlörler ; ne gerekiyorsa hazırladık. Mesut online bağlandı. Biz de onun çizdiği rotayı takip ederek Mardin’i o sesle gezdik. Abbaralar Mesut Alp’in sesiyle can buluyordu.
İlk araç yirmi yedi kişilikti. Üç gün içinde doldu. Sonra iki tarih daha açtık. Onlar da doldu.
Tanımadığımız insanlarla yıllardır birlikteymişiz gibi konuşmaya başladık. Bir yanda gözyaşları , bir yanda kahkahalar... Hepsi aynı anda akıyordu.
O zaman anladık. Biz bir gezi yapmıyorduk. İnsanlar bir şehrin değil , bir hafızanın içine giriyordu ; Mardin’e , Mezopotamya’ya , kendi geçmişlerine , kendi özlemlerine dokunuyorlardı. O ilk yolculuğun duygusu hiç azalmadı. Aksine büyüdü.
Sekiz yıl sonra ilk kez Mesut Alp ile yan yana yürüyeceğiz. Aynı otobüste , aynı yolda , aynı taşlara bakarak. Bu kez sesi ekrandan değil , yanımızdan gelecek.
Biz o yola çok önce çıktık. Şimdi sadece , aynı hikayenin içinde yeniden yan yana geliyoruz.
Bu yol neyin peşinde
Diyarbakır’ı siyah bazalt tutuyor: surlar , Ulu Camii’nin avlusu , On Gözlü Köprü.
Surların dibinde Hevsel Bahçeleri , hemen yanında Dicle. Küçelerde dengbêjlerin sesi.
Sonra Mardin. Ovaya bakan bir dağ şehri ; taşın rengi sabah başka , son ışıkta başka.
“Mardin , gök kubbeye yakınlığı ile Mezopotamya ovasında ilk merhaba diyendir , ışığa
ve güneşe. En güzel gün batımlarına burada şahit olunur , en güzel güneşler burada
avuçlarınıza doğar.”
Mesut Alp
Gün gün
Birinci gün
Diyarbakır · Mardin
Eski Diyarbakır Suriçi’nde yöresel sabah kahvaltısı.
Diyarbakır Ulu Camii. İslam aleminin beşinci Harem-i Şerif’i sayılır. Avlusunda bir güneş saati var ; siyah bazalt taş ile ahşap oymacılığı yan yana duruyor.
Suriçi’nde yürüyüş , sonra Diyarbakır Arkeoloji Müzesi.
Araçla surlar ve On Gözlü Köprü.
Mardin’e doğru yol. Gittiğimiz güzergah , binlerce yıldır Kaşiyari Ticaret Yolu olarak bilinen yolun kendisi.
Çilbira kazı alanı. Kuzey Mezopotamya’nın bilinen en eski ve en büyük üzüm işleme alanı ; kazılarını Mardin Müzesi bünyesinde Mesut Alp yürütüyor.
Mardin Yenişehir’de Yusuf Usta’da öğle yemeği.
Deyrulzafaran Manastırı , sonra Kasımiye Medresesi. Otel ve akşam yemeği.
İkinci gün
Savur · Midyat · Tur Abdin
Savur. Küçük Mardin derler ; kalesi yaklaşık üç bin yıllık , Şaru ya da Sauras adıyla bilinir. Hayatın yavaşladığı yer.
Killit Köyü. Savur’un yedi kilometre doğusunda küçük bir Süryani köyü ; Ortodoks , Katolik ve Protestan üç mezhebin ibadethanesi yan yana duruyor.
Mor Gabriel Manastırı. MS 397’de kurulmuş , dünyada halen aktif olan en eski Süryani Ortodoks manastırı. Deyrulumur , yani Yaşam Manastırı da deniyor.
Kiwax Köyü’nde Êzîdîlik üzerine ilk kelamlar.
Midyat’ta öğle yemeği ve kent merkezi. Anıtlı Köyü’nde Meryem Ana’ya bir selam.
Zaman elverirse Nusaybin üzerinden Mardin’e dönüş.
Üçüncü gün
Dara · Mardin
Dara Antik Kenti. Nekropol , zindan , surlar , agora ve köprüler ; köyü gezip sabah kahvemizi içiyoruz. Öğle yemeği de Dara’da.
Mardin kent merkezi. Camilerin ve çarşıların arasında serbest zaman.
Sokaklarda kaybolmak serbest ; Mardin’i en iyi böyle öğreniyorsunuz.
Diyarbakır’a dönüş.
Rehber ve danışman , günün akışına göre sıralamayı değiştirme ya da yeni bir yer
ekleme hakkını saklı tutuyor.
Dahil
İki gece oda-kahvaltı butik otel konaklama
Birinci gün Diyarbakır’da yöresel sabah kahvaltısı
Turda belirtilen yerlerde üç öğle yemeği
İki yöresel akşam yemeği
Manastır ve medrese giriş ücretleri
Rehberlik ve danışmanlık hizmeti
Geziye tahsisli araç ve havaalanı transferleri
Headset dinleme sistemi
1618 sayılı Turizm Kanunu’na göre zorunlu seyahat sigortası