Kayalık bir yükseltide çatısız kare bir taş kule ve çevresinde diz boyu kalmış duvar kalıntıları; kuru bozkırın üstünde alacakaranlık gökyüzü ve ilk yıldızlar

Aynı oyuğa iki kez.

Soğmatar’da bugüne kadar seksenin üstünde kaya mezarı açıldı ve sayı her kazı mevsiminde artıyor. Mezarların bir kısmı iki kez kullanılmış: Roma döneminde yaşayan insanlar , kendilerinden iki bin yıldan eski oyukları açıp içlerini kendi ölçülerine göre değiştirmişler.

Alan Şanlıurfa’nın yaklaşık altmış kilometre güneydoğusunda , Tek Tek Dağları’nın içinde. Bugünkü adresi Eyyübiye ilçesine bağlı Yağmurlu Köyü.

Tek bir çağın yeri değil

Soğmatar’ın hangi döneme ait olduğunu sorarsanız kaynaklar size farklı cevaplar verir ve hepsi de bir bakıma haklıdır.

Şanlıurfa Valiliği ile Büyükşehir Belediyesi alanı Roma dönemine , MS 2. yüzyıla koyuyor. Yusuf Albayrak ile B. Çelik’in hakemli çalışması Kalkolitik Çağ’dan bugüne kadar kesintisiz yerleşimden söz ediyor ve kült merkezi olarak öne çıkan dönemin MS 2. yüzyıl olduğunu söylüyor. Albayrak’ın nekropol çalışması mezarların hem Erken Tunç Çağı’nda hem Roma Döneminde kullanıldığını yazıyor. 2025 kazı sonucu bir katman daha ekledi: Demir Çağı.

Yani aynı yamaçta Erken Tunç Çağı mezarları , Demir Çağı’ndan bir yapı ve Roma döneminden yazıtlar duruyor. Tek bir yüzyıl vermek burayı anlatmıyor , daraltıyor.

Kutsal Tepe ve çevresindekiler

Alanın merkezinde Kutsal Tepe var. Yamaçlarında tanrı rölyefleri , kayaya oyulmuş yazıtlar. Exeter Üniversitesi’nin veri tabanının tarifiyle yazıtlar , belirgin bir kaya çıkıntısının tepesine oyulmuş MS 2. yüzyıl Süryanice yazıtlarıdır.

Tepenin çevresinde kare ve yuvarlak planlı yapılar duruyor. Bunların ne olduğu konusunda kaynaklar ayrılıyor. Türkiye Turizm Ansiklopedisi yedi tapınaktan söz ediyor ve Satürn , Şamaş , Jüpiter , Sin , Venüs , Merkür ile Mars’ı temsil ettiklerinin düşünüldüğünü yazıyor. Şanlıurfa Valiliği ile Büyükşehir Belediyesi ise aynı yapılar için altı mozole , yani anıt mezar diyor.

Bu bir sayı anlaşmazlığından çok bir yorum anlaşmazlığı: tapınak mı , mezar mı. Yedi sayısının yedi gezegene gönderme olabileceği öneriliyor. Öneri olarak duruyor.

Alanda bir de dairesel bir yapı var. Exeter veri tabanı bunu Zerdüşt geleneğindeki sessizlik kulelerine benzetiyor , ama kesin işlevinin belirsiz olduğunu da yazıyor. Benzetme kanıt değil.

Kayadan okunan iki ad

Yazıtlar Süryanice ve MS 2. ile 3. yüzyıla tarihleniyor. İçlerinde geçen tanrı adlarından ikisi hakemli çalışmada birebir duruyor: Ay Tanrısı Sin ve Maralahe. Maralahe , tanrıların efendisi diye tanımlanıyor. Kazı haberlerinde alanda Güneş Tanrısı Şamaş kabartmalarının da bulunduğu belirtiliyor.

Ay tanrısının uzun yolu

Sin’in hikayesi Soğmatar’dan çok önce başlıyor. Albayrak ile Süheyla İrem Mutlu’nun çalışması , Sümer uygarlığından itibaren önemli bir konumda bulunan ve farklı dönemlerde farklı adlar alan bir tanrıdan söz ediyor. Sin önce Ur’un başlıca tanrısı , sonra Harran’ın en önemli tanrısı haline geliyor.

Aynı çalışma bu kültün izlerini birçok yerde topluyor: Soğmatar , Aşağı Yarımca , Sultantepe. Arkeolojik karşılık olarak steller , tapınak kalıntıları ve Harran’daki Sin tapınağının adı geçiyor: E.hul.hul.

Soğmatar , Sin kültünün Harran dışındaki en önemli merkezlerinden biri.

Bir tuhaflık daha var. Harran’ın Sin tapınağının bugünkü yeri kesin olarak bilinmiyor. Kültün en büyük merkezi olarak anılan yerde , tapınağın kendisi henüz bulunamamış.

Şanlıurfa Valiliği’nin resmi anlatımına göre alan , Abgar Krallığı döneminde ay ve gezegen tanrılarına tapınılan bir kült merkezi işlevi gördü ve İslam dönemine kadar bu işlevini sürdürdü.

Mağaranın adı bir adamın adı

Alandaki mağaraya Pognon Mağarası deniyor. Adını , orayı kayda geçiren Fransız diplomat ve Asurolog Henri Pognon’dan alıyor. Exeter veri tabanının ifadesiyle mağara onun adını taşıyor , çünkü alanı kaydeden ilk Avrupalı oydu. Yayını 1907’de Paris’te çıktı.

Mağaranın içinde tanrı tasvirleri ve Süryanice yazıtlar var. Cenaze için mi , kült için mi kullanıldığı açık değil ; veri tabanı ikisini de ihtimal olarak veriyor. Resmi kaynaklarda mağara doğrudan Ay Tanrısı Sin’e adanmış mağara olarak anılıyor.

Mağaranın ölçüleri , duvarlardaki kabartma sayısı ve hilalin nerede durduğu için ortalıkta rakamlar dolaşıyor. Hiçbiri bir kayda bağlı değil.

Aynı oyuğa iki kez

Nekropolde kaç mezar olduğu sorusunun cevabı yıldan yıla değişiyor ve bu bir çelişki değil , bir süreç. Türkiye Turizm Ansiklopedisi yaklaşık yüz yirmi kaya mezardan söz ediyor. Albayrak’ın 2021 tarihli makalesi kazılarda yetmiş yedi mezarın açıldığını yazıyor. 2025 kazı haberinde sayı seksen üç. Kazı sürüyor , sayı artıyor.

Hepsi kaya oyuğu oda mezar. Erken Tunç Çağı mezarları kuyu girişli ve tek odalı yapılmış. Roma Döneminde bunlara merdivenli bir koridor eklenmiş , duvarlarına hücreler açılmış.

Yani birileri geldi , kendilerinden iki bin yıldan eski bir mezarı buldu , kapısını açtı ve içini yeniden düzenledi. Aynı oyuk iki kez kullanıldı. Kaya değişmedi , içindeki plan değişti.

2025’te topraktan bir bina çıktı

Soğmatar uzun yıllar ölülerin ve tanrıların yeri diye anlatıldı. Exeter veri tabanının değerlendirmesi de bu yöndeydi: kalıcı bir yerleşimden çok , inananların önemli bayramlarda toplandığı bir ziyaret yeri.

12 Ekim 2025’te Anadolu Ajansı bir buluntu duyurdu. Alandan yaklaşık üç bin yıl öncesine tarihlenen bir kamusal yapı kompleksi çıkmıştı: yedi ayrı oda , her odanın duvarı iki metre yüksekliğinde ve bir metre kalınlığında. Demir Çağı’na , Yeni Asur Dönemi’ne ait.

Kazı başkanı Süheyla İrem Mutlu. Çalışma Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras projesi kapsamında yürüyor ; Şanlıurfa Müze Müdürü Celal Uludağ , Harran Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nün öğretim elemanları ve öğrencileri destekliyor. Kazı yaklaşık dört yıldır sürüyor.

Buluntunun anlamı şu: alan yalnızca bir kült merkezi ya da nekropol olmayabilir ; kamusal ya da törensel işlevleri de olmuş olabilir. Yani orada yalnız gömülmediler. Durdular.

Bu , Göbeklitepe’de yıllardır süren tartışmanın küçük bir kardeşi. Bir yer için tapınak demek kolay ; oradan bir ev ya da bir salon çıkınca cümleyi geri almak gerekiyor.

Köyün adı Yağmurlu

Esin’in Soğmatar’la ilişkisi başka bir yerden kuruluyor.

Kendi cümlesiyle: “Soğmatar , Ay Tanrısı Sin’e tapınılan Pognon Mağarası , köyün çocukları ile yürüyeceğimiz , nice güneşler batırdığımız , meditasyonlar yaptığımız ve saatlerce durduğumuz Kutsal Tepe , bende dünya dışı bir yerdeyim hissi uyandıran , ayrılmakta çok zorlandığım en sevdiğim alandır.”

Bir de anlatmadığı bir gece var. Yıldızları seyrederek uyumak niyetiyle gitmişler , yağmur bastırmış ; bir odada yedi kişi , verandada beş kişi , toplam on iki kişi sabahı etmişler. Esin bunun için şöyle yazmış: yolculuklarımın öncesi ve sonrasında dönüm noktam olmuştur. Belki ilerde anlatırım.

Kayada iki tanrı adı duruyor. Oyuklarda iki ayrı çağın ölüleri. Köy evinde on iki kişi , yağmurda.