Deq üzerine yazılan hemen her metin bir yaşla başlıyor: binlerce yıllık. Oysa geleneğin kaç yaşında olduğu bilinmiyor. Bunu alanın kendi literatürü söylüyor.
Hakemli çalışmalar bir yıl vermiyor. Verdikleri iki söz var: köklü. Bir de asırlar boyu sürdürülmüş. Kökenin nereden geldiği ve tekniklerin nasıl belirlendiği yeterince araştırılmadığı için bilinmiyor.
Deq ne demek
Çiğdem Tekin’in tanımı şöyle: çıkmayacak bir şekilde derinin altına sivri bir malzeme ile farklı anlamları olan şekil , motif ve semboller şeklinde vücudun farklı yerlerine nakşedilme.
Anşin ve Kara’nın tanımı başka bir yerden tutuyor: dövme , insanın duygularının , düşüncelerinin , hislerinin bedene işlenmesi sanatıdır. Aynı çalışma bunun toplumsal kimlik kurmadaki payını da anlatıyor ; kişilerin içinde yaşadıkları topluluklara dair aidiyet duygularını kuruyor.
Yani bu bir süs meselesi değil , bir kayıt meselesi.
Adı bölgeye ve dile göre değişiyor: deq , daq , dak.
Kimin geleneği
Tekin’in çalışması geleneğin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaygın olduğunu , bölge kadınları tarafından asırlar boyu sürdürüldüğünü yazıyor.
Alan çalışmaları farklı yerlerde: Akalın , Şanlıurfa’nın Harran ilçesinde yaşayan Arap topluluklarıyla çalıştı. Anşin ve Kara Mardin’de. Ahmet Yavuklu’nun belgeleme projesi Viranşehir’de yürütüldü.
Buradan çıkan şey dikkate değer. Akademik çalışmalar Harran’daki Araplar üzerinde duruyor , gazetecilik Kürtler üzerinde ; adlandırma da dile göre değişiyor. Deq’i tek bir halka bağlamak yanlış olur ; bu bir bölge pratiği.
Niçin yaptırılırdı
Akalın Harran’da kırk yaş üstü on dört kişiyle derinlemesine görüşme yaptı. Katılımcıların saydığı gerekçeler şunlar: estetik kaygılar , nazardan ve hastalıktan korunma inançları , iyileşme beklentileri , doğurganlığı artırma , aşiret kimliğini gösterme , şans ve bereket getirme.
Korunma ve iyileşme , alan çalışmasına katılan insanların kendi saydığı gerekçeler. Kayıtta duran şey , insanların deq’i ne için yaptırdığı.
Tekin’in saydığı anlam alanları daha geniş: kimlik , soyluluk , askerlik , güç , korkular , inançlar , kölelik , ergenlik , kabile mensubiyeti.
Aşiret kimliği bu listede duruyor. Motife bakıp kişinin hangi aşirete ait olduğunun okunabildiği ise ayrı bir iddia ; kaynakta o kadarı yok.
Motiflerin anlamını kim söylüyor
Motiflerin sözlüğü yok. Olan şey , Diyarbakır’da deq yapan Fatma Temel’in bianet’e anlattıkları.
Onun anlatımıyla güneş bilgeliği ve aydınlanmayı , turna uzun ömrü karşılıyor ; yıldız ile ay astrolojiyle ilişkilendiriliyor , avuç içindeki desenler evlilikte sadakati ve yemek ustalığını anlatıyor , yüzdeki işaretler korunma ve iyileşmeyle anılıyor.
İs , süt , iğne
Tekniği anlatan tek kayıt yine aynı röportaj.
Fatma Temel’in anlattığına göre deq ile dövme arasındaki fark , anne sütü ve is kullanılarak yapılmasıdır ; ayrıca rastgele desen değil , belirli geleneksel motifler kullanılır. Saydığı malzemeler şunlar: kız çocuk doğurmuş bir kadının sütü , is , yani lamba kurumu , bitkisel hazırlıklar , üzüm suyu , yumurta sarısı. Yeşil ve koyu mavi rengi veren madde is. İğne eskiden dikiş iğnesiydi , bugün özel iğneler kullanılıyor.
O röportaj Diyarbakır’dan. Viranşehir’de kullanılan karışımı , dövmeyi kimin yaptığını ve hangi yaşta yapıldığını anlatan bir kayıt yok.
Binlerce yıl demek kolay
Ahmet Yavuklu kendi çalışmasını anlatırken kentin binlerce yıllık kültürel mirasından söz ediyor. O cümle kentin yaşı için ; deq’in yaşı için değil. Hakemli çalışmalar deq’e bir yıl vermiyor.
Bir iddia daha dolaşıyor: deq motiflerinin Göbeklitepe’de bulunduğu. Göbeklitepe’nin taşlarındaki işaretler kazı ekibinin kendi yayınlarında madde madde sayılı ; hayvan betimleri , H sembolleri , hilal , yılanlar , insan yüzleri. Kazı ekibinin hiçbir yayınında bunlar deq motifleriyle ilişkilendirilmiyor.
Aynı gezide iki durak olması , aralarında tarihsel bağ olduğu anlamına gelmiyor.
Bu geleneğin ne kadar eski olduğunu kimse söyleyemiyor. Yeterince araştırılmadı.
Aynı anda üç insan
Gelenek bitiyor. Şu anda hayatta olan üç insan , nasıl bittiğini gösteriyor.
Birincisi: Akalın’ın bulgusuna göre Harran’da gelenek orta yaş üzeri kadın ve erkeklerde görülüyor , giderek ortadan kalkıyor. Makale bu mirasın kaybolmadan önce yazılı ve görsel kaynaklara aktarılmasının önemini vurguluyor. Fatma Temel’in bianet’e söylediği somut şey de bu tabloyu tamamlıyor: yaşlı kadınlar dini kaygılarla dövmelerini kimyasal yöntemlerle sildiriyor. Yani bir kadın , gençken bedenine yazdırdığı işareti yaşlanınca sildiriyor.
İkincisi: aynı topraklarda bir başkası o işaretler kaybolmasın diye fotoğraflıyor. Ahmet Yavuklu’nun projesinin adı Bedene Nakşedilen Tarih. Viranşehir Kaymakamlığı ve İlçe Belediyesi destekledi. Sergi 15 Aralık 2021’de Viranşehir Belediyesi Müze Kültür Evi’nde açıldı ; açılışta Kaymakam Önder Çengel ile Belediye Başkanı Salih Ekinci vardı.
Üçüncüsü: Diyarbakır’da Fatma Temel on dört yaşından beri deq yapıyor. Kendi cümlesi şu.
Diyarbakır’da bunu yapan son kişiyim.
Fatma Temel · bianet röportajı · 11 Temmuz 2022
Viranşehir’de bir kapı
Esin bu geleneği bir kitapta gördü. Bir Mardin Bienali’nde , dövmeli teyzelerin fotoğraflandığı bir kitap gözüne ilişmiş. Kendi cümlesiyle: “El ve yüzlerinde dövme olan güçlü bakan Mezopotamya Kadınları vardı kitapta.”
Ertesi yıl kitabın sahibine ulaştı. Ahmet Yavuklu geldi , grubu Viranşehir’e kadar götürdü ve kitaptaki fotoğraflardan birinin sahibiyle , Halime teyzeyle tanıştırdı. O yıl Halime teyze henüz ünlü değildi.
Gün içinde arayıp geleceklerini haber verdiler. Halime teyze onları yolda karşıladı , evine buyur etti. Yer sofrasında oturuldu. Bedenlerindeki izlerin hikayesi ilk ağızdan dinlendi.
Esin’in kendi tarifi şöyle: insanların hikayelerindeki duygu aktarımı için yüzyıllardır ihtiyaç duyduğu bir yöntem ve yaşam biçimi. Yaşlandıkları ve köklerini hissettikleri bu topraklardaki amaçlarını hatırlayan insanlar , bedenlerine işlemişler kendi yol hikayelerini.
Bir kadın kendi hikayesini bedenine yazdırmış ve o iz orada duruyor. Geleneğin yaşını bilmiyoruz. O kadının adını biliyoruz: Halime teyze.